Ben Ayşe Arman'ı bebekliğinden günümüze tanırım. Babası Mehmet Arman kardeşten öte lise yıllarından arkadaşımdı ve gerçek bir Adanalıydı. Maalesef kendisini kaybettik. Ayşe'nin dedesi Adana'nın en sevilen doktoruydu. Adanalılar 1957 yılında sevgisini CHP milletvekilliği ile taçlandırdı. Büyük dedesi Osman Hayri, o da muhteşem bir doktordu. Kendisine Lokman Hekim derlerdi. Kısaca, Ayşe doktorları çok sever. Keşke Pazar günü yazdığı bir hekime verilen milyonluk cezanın Danıştay sonucunu bekleseydi veya en azından bu konuda ciddi bir araştırma yapıp bana danışsaydı. Kendisini kızım gibi severim. Babası Adana'da bir efsanedir ve arkadaşları için yapamayacağı şey yoktur.
 
Söze niye böyle girdim? Bilir misiniz Pazar günü yazdığı vaka yani Cerebral Palsynin nedeni beyin gelişmesi sırasında oluşmuş bir problem sonucudur. Çok nadiren cerebral palsy doğum sırasında da oluşur ama sezaryen sırasında çocuk kafasında travma olmadığından, oluşma şansı yok denecek kadar azdır. Gerçi hâkimler mutlaka uzman görüşü almıştır ama o da yanılabilir. Bu nedenledir ki vakalar bazen Danıştay'dan döner. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde dahi aşağı yukarı 350 doğumda bir görülen bu tatsız hastalık beyinde tahrip olan bölgeye ve tahribatın büyüklüğüne göre değişik belirtiler verir ve çoğu kez de bir buçuk iki yaşından önce, özellikle hafif seyreden vakaların tanısını koymak zordur.
 
Anlaşıldığı kadarıyla bu vakada beyin tahribatı çok büyük. Kısaca doğumdan önceki bir veya iki günde oluşma olasılığı çok zayıf. Böylesine ağır seyreden vakalarda tahribat ya gebeliğin çok erken devresinde bebeğin oksijensiz kalmasına veya akraba evliliği gibi genetik nedenlere bağlıdır. Ayrıca cerebral palsy doğumdan sonraki süreçte de gelişebilir. Hatta ileri yaşlarda bebeğin kafasına aldığı bir darbe de cerebral palsye neden olabilir. Çoğu kez cerebral palsynin büyük bir kısmı doğumdan önce çocuk kalbi izlenerek de tanı konabilir. Kalbin iki vurumu arasındaki zaman sabitleşir yani kalp atımları bir çizgi gibi görülür. Gebeliğin erken devrelerinde geçirilmiş bazı mikrobik hastalıklar da cerebral palsye neden olabilir.
 
Doğum hekimliğinin zorluğu burada. Bazı gebeliklerde normal doğum olacağını kolayca tahmin edebiliriz. Bazılarında da normal doğum olamayacağını anlar sezeryan yaparız. Ancak arada belirsiz gri vakalar vardır ki hekim karar vermekte zorlanır. Bu nedenle de bir tatsızlıkla karşılaşmamak için bazen normal doğuracak kişilere de sezeryan yapılır. Bu kez de Sağlık Bakanlığı sezeryan sayısı fazla diye kızar. Çok sevdiğim ağabeyim rahmetli Sadık Eliyeşil bana bir hikâye anlatmıştı. “Kızımın doğumu; sonsuz heyecanlıyım, bir sorun olduğunu da fark ettim. Yani doğum olayı belirsiz safhaya girmişti ve hekim bana ne yapayım, sezeryan mı yoksa normal doğumu mu bekleyeyim diye sordu. Şaşırıp kaldım, eyvah dedim, hekim de ne yapacağını bilmiyor. Eğer kararı ben vereceksem, yandık. Doğal olarak paniğe kapıldım.” Yani böylesine ara devrelerde hekim hasta ailesi karşısında da zor duruma düşer. İşte bu nedenle doğum hekimleri diğer meslektaşlarından ortalama beş yıl daha kısa yaşarlar.
 
Yalnız Türkiye'de mi? Her yer de böyle. Bu nedenle Amerika'da birçok doğum hekimi artık doğum yaptırmıyor. Doğum hekimi aynı anda iki kişiyi düşünmek zorunda. Biri erişkin bir kadın, biri de henüz organları tam gelişmemiş bir bebek. Yani anne sağlığı için vereceğimiz bir ilaç veya yapacağımız bir girişim çocuk için zararlı olabilir. Örneğin ilacın dozu fazla gelebilir. Çocuk sağlığı için yapacağımız bir girişim anneye zarar verebilir, örneğin sezeryan.
Amerika'da hem tıp hem de hukuk eğitimi görmüş ve yalnız cerebral palsy vakalarında ihtisaslaşmış avukatlar var. Bu tür vakaları ücretsiz takip ediyor. Bu tür avukatların hekimler arasındaki adı ise “Ambulans takipçileri”. Belli yaşa gelmiş doğum hekimliğini hiçbir teknolojinin olmadığı günlerden en gelişmiş teknoloji arasında yapmış benim gibi hekimler böyle bir tatsızlıkla karşılaşmış fedakâr doğum hekimleri için çok üzülüyoruz.
 
Keşke Ayşe doktorun ismini de yayınlamasaydı. Ben adı geçen doktoru çok iyi tanıyorum, muhteşem bir hekim. Üstelik de riski yüksek gebeliklerde deneyimli ve işin garibi hangi kitaba bakarsanız bakın, cerebral palsynin belli bir vakada neden olduğunu saptamak çok zor. Ancak bir şey var, tedavisi olmayan cerebral palsy eğer genetik nedenlere bağlı değilse göbek kordon kanından üretilen kök hücreyle tedavi edilebilecek gibi görülüyor. Başta Amerika'da Duke Üniversitesi olmak üzere FDA onaylı çok ciddi araştırmalar var. Bu güne kadarki gelişmeler de son drece yüz güldürücü. Ancak çalışmalar henüz tamamlanmadı. Eğer internetten göbek kordon kanı (Cord blood), cerebral palsy ve Duke yazarsanız, iyileşmiş birçok hastayla ilgili yayın göreceksiniz. Ayrıca youtube'tan bu çocukların tedaviden önceki ve sonraki durumlarını da izleyebilirsiniz. Tüm bu sonuçlar göbek kordon kanıyla aşağı yukarı yüz vakada bir görülen değişik boyutlardaki Otizm vakalarında tedavi edilebilecek gibi görünüyor. 2012 yılı sonunda FDA bu konudaki çalışmalara da izin verdi. Ne var ki özellikle Çin, Hindistan ve Meksika gibi ülkelerde cerebral palsyi göbek kordonu ile tedavi ettiğini söyleyen klinikler var ama ben FDA onayı almamış hiçbir tedaviyi hiçbir hastama önermem. Biraz daha beklemek gerekiyor.
 
Bu yazıyı neden yazdım? Birçok doğum hekimi gibi adı geçen hekimi de ben öğrencim olarak kabul ediyor ve asla haksızlığa uğramalarına tahammül edemiyorum. Eğer bir yanlış yapmışlarsa da kendimi de suçlu hissediyorum. Bildiğim kadarıyla Bakanlıktaki Sağlık Şurasında sadece bir doğum hekimi var. Belki bu durum şimdi değişmiştir. Gebelikle ilgili bir komplikasyon olduğunda riski yüksek gebeliklerle uğraşan ihtisas sahibi hekimlerin bağlı olduğu bir dernek var. Böyle vakalarda bilirkişi bu dernek aracılığıyla saptansın. Böylece yanılgı çok daha az olur diye düşünüyorum.
 
Not: Duke Üniversitesi Cerebral Palsy vakalarını eğer doğumda kendi göbek kordon kanı alınmışsa, araştırma kapsamına alıyor. Hastaları davet ediyor, bir grup hastaya göbek kordon kanından elde edilen kök hücre, diğer gruba da içinde hiçbir şey olmayan kan veriyor ve takip ediyor. Daha sonra kök hücre verdiklerine hiçbir şey, vermediklerine de kök hücre vererek çaprazlaştırıyor. Bu tedaviyi hem ücretsiz yapıyor, hem de kaldığı sürece ailesine 1000 Dolar veriyor. Bu hem hastalar için büyük bir şans, hem de insanlığa hizmet.
 
05 Ocak 2015

 

Bülten Kaydı:
Ekle
Çıkar
İçeriklerimizden haberdar olmak için bültenimize kaydolunuz.

Yukarı Çık